Hep dalga geçeriz Yeşilçam sinemasıyla. Rasyonel gelmez çoğumuza olaylar örgüsü, kurgu saçma gelir. "Hadi len!" deyip bu filmleri kimin neden izlediğini anlamaya çalışırız. Gerçi izlemeyenimiz de yoktur bu filmleri; karar vermeyi biraz geciktirirseniz sizi teslim alıverir o Yeşilçam filmleri. Peki dün izlediğimiz neydi, UEFA'nın gururumuzu okşamak ve Türk seyircilerini kaybetmemek için hazırlattığı bir kurgu muydu? Hepimiz biliyoruz cevabı; ama bir düşünelim bu bir film olsaydı hangimiz "hadi len" demezdik? Birçoğumuz izlediğimizin gerçekçiliğini sorgulardı. Bu durumda Mark Twain'in şu sözü bir tebessüm bırakıyor yüzlerde.
"Gerçek, kurgu'dan daha acayiptir, çünkü kurgu, olabilirlikleri gözetmek durumundadır; gerçek'in öyle bir zorunluluğu yoktur."
Çok acayipti be abi! Neresinden bakarsanız bakın çok acayipti. Olmaz dediklerimiz oluveriyor gerçeklik adını verdiğimiz yaşadığımız bu hayatta. Bunu yaşamak, efsanelerin bir parçası olmak daha çok belki de sadece bu millete nasip oluyor.
İnancın nasıl bir güç olduğunu bir kez daha anlamış olduk dün. 85 yıl önce birçoğunun tanımış olduğu Türk inancını, "Türk inadı"nı bir kez daha bütün Dünya'ya ispatlamış olduk. Dünkü ve İsviçre maçındaki sihir aslında herşeyin üst üste gelmesinde. Yağmur yağdı öfkelendik. Hakem dağıttı öfkelendik. Oyuncularımız sakatlandı öfkelendik. Kanlar aktı vücudumuzdan öfkelendik. Geriye düştük öfkelendik. Kötü goller yedik öfkelendik. Kendimize öfkelendik. Öfkelendik, öfkemizle silkelendik. Ve şans dediğimiz şey. İnsanın beyaz sakallı dedelere inanası geliyor. Dün onlardan biri aldı Cech'in elinden o topu, Nihat'ın ayağına verdi. Yok, çünkü başka bir açıklaması yok.
Herhalde ağladık hepimiz dün gece veya zor tuttuk kendimizi; bunu düşünürken kendim adına hep göz kenarlarımda bir yoğunlaşma olacak. Daha çok ağlayalım arkadaşlar, yeter ki gözyaşlarımız dünkü gibi sevinçten olsun.
İzlediğimiz bir Türk filmiydi dün gece. Umarım bu film henüz bitmemiştir ve muhteşem bir finalin başlangıcıdır yaşadığımız.
Anlayamadığımız birşeyler olduğumuzda etrafımızda, hışırtı çıtırtı gibi; "kedidir o kedi" deriz ya ben de "duadır bu dua" diyorum ve yazımı burada tamamlıyorum.
"Gerçek, kurgu'dan daha acayiptir, çünkü kurgu, olabilirlikleri gözetmek durumundadır; gerçek'in öyle bir zorunluluğu yoktur."
Çok acayipti be abi! Neresinden bakarsanız bakın çok acayipti. Olmaz dediklerimiz oluveriyor gerçeklik adını verdiğimiz yaşadığımız bu hayatta. Bunu yaşamak, efsanelerin bir parçası olmak daha çok belki de sadece bu millete nasip oluyor.
İnancın nasıl bir güç olduğunu bir kez daha anlamış olduk dün. 85 yıl önce birçoğunun tanımış olduğu Türk inancını, "Türk inadı"nı bir kez daha bütün Dünya'ya ispatlamış olduk. Dünkü ve İsviçre maçındaki sihir aslında herşeyin üst üste gelmesinde. Yağmur yağdı öfkelendik. Hakem dağıttı öfkelendik. Oyuncularımız sakatlandı öfkelendik. Kanlar aktı vücudumuzdan öfkelendik. Geriye düştük öfkelendik. Kötü goller yedik öfkelendik. Kendimize öfkelendik. Öfkelendik, öfkemizle silkelendik. Ve şans dediğimiz şey. İnsanın beyaz sakallı dedelere inanası geliyor. Dün onlardan biri aldı Cech'in elinden o topu, Nihat'ın ayağına verdi. Yok, çünkü başka bir açıklaması yok.
Herhalde ağladık hepimiz dün gece veya zor tuttuk kendimizi; bunu düşünürken kendim adına hep göz kenarlarımda bir yoğunlaşma olacak. Daha çok ağlayalım arkadaşlar, yeter ki gözyaşlarımız dünkü gibi sevinçten olsun.
İzlediğimiz bir Türk filmiydi dün gece. Umarım bu film henüz bitmemiştir ve muhteşem bir finalin başlangıcıdır yaşadığımız.
Anlayamadığımız birşeyler olduğumuzda etrafımızda, hışırtı çıtırtı gibi; "kedidir o kedi" deriz ya ben de "duadır bu dua" diyorum ve yazımı burada tamamlıyorum.

P.S. Teknik bir açıklama yapamayacağım çünkü 60 dakikasını göz ucuyla izledim maçın. Zaten teknik analiz yapmanın da manasız olduğu bir maç oldu. Birkaç söyleyeceğim var elbet, sonraki yazımda dile getireceğim onları.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder