Türk futbol tarihinin en önemli günlerinden biri geldi çattı. Tarihimizde 3. kez katılma başarısı gösterdiğimiz Avrupa Şampiyonaları tarihinde ilk kez finale ulaşmak için mücadele edeceğiz. 85 yıllık futbol tarihimizde, 3. kez Avrupa Şampiyonası ve 2 kez de Dünya Kupası'na katılma başarısı gösterdik, 1 çeyrek final, 2 yarı final oynama başarısı elde ettik(inşallah ilk final olacak bu akşam). Aslında bu oldukça başarılı bir performans. Ancak bizler her zaman kendimizi dev aynasında gördüğümüz ya da kendimizi sürekli aşağıladığımız için tam performansımızı bir türlü sahaya yansıtamıyoruz. Geldiğimiz noktada gruptan mucizevi bir şekilde çıkmış, yari finale başka bir mucizeyle kalmış bir ekip görünümünde olup, tüm Türkiye'nin takdirini kazandık. Ancak gruptan çıkamamış olsak, bugün Fatih Terim ve 23 futbolcu en ağır eleştirilerle karşı karşıya kalacaktı. Futbolun nankör bir oyun olduğu malum. Ancak toplumun genelinde olan ve nedenleri; futbol konusunda eğitimsizlik ve de başkalarının düşüncelerine saygı göstermeme rahatsızlıklarına en azından bizlerin de bulaşmaması lazım. İyi bir futbol oynamamış olabiliriz, zaman zaman yanlış yönetilmiş, oyuncuları hata yapmış,hakemler tarafından ezilmiş bir takıma sahip de olabiliriz. Ancak şu unutulmasın ki sahaya çıkan herkes ve de teknik ekip elinden gelenin en fazlasını yapmakta. İnanın ki bu ülkede bu adamlardan daha fazlasını ortaya koyabilecek birileri olsa şu an İsviçre'de bulunuyor olurdu. Fatih Terim kadro seçiminde,sahadaki dizilişle ilgili hatalar yapmış olabilir(ya da skorun kötü olması bunu ortaya koyuyor olabilir). Ama şu unutulmasın ki, kendini futbolu bilen insanlar olarak yorumlayan bizler bu insanların yanında hiç bir şey bilmemekteyiz. İsviçre, Çek Cumhuriyeti ve Hırvatistan maçları sonrası övgüyle söz ettiğimiz, yerlere göklere sığdıramadığımız oyuncularımızı Almanya maçının sonucu ne olursa olsun ayakta alkışlamalıyız. Turnuvalar en iyinin ya da en iyi oynayanın değil, son ana kadar ayakta kalabilenlerin başarılı olduğu organizasyonlardır. Yıldızlar topluluğu Portekiz, Fransa,Hollanda, İngiltere gibi takımlar şu an maçları evden izlerken bizim oyuncularımız kupaya ulaşma hayalleri içindeler. Bu bile bizim gibi 3. dünya ülkesi sayılan, ekonomisi zayıf,dolayısıyla spor yatırımları düşük olan bir ülke için mükemmel bir başarıdır. Ancak şu var ki tarih sadece zafere ulaşanları yazar, bu zafere nasıl ulaşıldığı, başarıların yanında sadece teferruattır. Bu bakımdan bu akşam sonuç ne olursa olsun,maçın son düdüğü çaldığı andan itibaren, televizyon başında maçı takip edecek sizleri, milli takımımızı ayakta alkışlamaya davet ediyorum. Elde edilen sonuçlar için değil, iyi futbol oynadıkları için değil, sahaya çıkıp ellerinden geleni yaptıkları, rakiplere korku saldıkları, Türkler'in asla pes etmeyeceğini tüm dünyaya ispat ettikleri için sizden bunu rica ediyorum.
Gelelim maç ile ilgili beklentilerime: Sahaya çıkacak 11'i bilmiyorum ancak, Rüştü-Sabri-Gökhan-Hakan-Kazım-Hamit-Mehmet Topal-Mehmet Aurelio-Uğur-Semih kesin ilk 11 başlayacak sanırım. 11. adam olarak da Ayhan'ın oynaması taraftarıyım. Hakan stoper oynayacaksa,Uğur'un sol bek,Ayhan'ın ortasahanın solunda,2 Mehmet'in ön libero,Kazım'ın sağ açık,Hamit'in forvet arkası ve Semih'in tek santrafor çıkması gerekli bence. Semih kendisine atılacak toplardan bir iki tanesini indirebilirse arkasından gelen Hamit'in şutları ile rakibi göbekten delmemiz oldukça olası. Rakibin defansının ortası uzun boylu ve nisbeten ağır oyunculardan kurulu. Bu bakımdan bizim için en kilit nokta burası. Hakan Balta'nın Mehmet Topal'a göre stoper oynatılması şu avantajı sağlar: İki Mehmet Ballack'ı oyundan düşürebilirler. Ballacak sinirlerine hakim olabilen bir oyuncu değil, bizim bu iki ön liberomuz da nisbeten çok sakin adamlar (Ayhan,Emre Belözoğlu'na göre). Podolski ve Schwensteiger durdurulursa biz bu akşam maçı ister 11, ister 14 ister 8 kişiyle alırız.
Tarihin gösterdiği bir gerçek var ki;Türkler gerçekten zor işleri başarabilmekte. Bugün yine çok zor olacak işler bizim için. Televizyonlarda,gazetelerde insanlar umutlu demeçler verirken içten içe fark yeriz düşüncesine sahipler. Bugün KA-ZA-NA-CA-ĞIZ. Gerisini bilemem. Ama kazanacağımıza yürekten inanıyorum. Karşımızda tam kadro bir Alman takımı olabilir. Sakat ve cezalılar nedeniyle ideal kadroyla sahaya çıkamıyor olabiliriz. Bugün herşey bizim aleyhimize olabilir. Ama oyuncularımızın ve teknik ekibimizin yürekleri bu akşam bizlerin duaları ile çarpacak. Kalemize gelen topta 70 milyon olup Rüştü'nün arkasında duracağız, hücumlarımızda 70 milyon şutu beraber çekeceğiz. Bugün ayrımların,farklılıkların değil, birlik ve beraberliğin günü olacak.
1919-1923 arasını bir düşünelim arkadaşlar...Para yok,silah yok,asker yok,cephane yok,araba yok,sanayi yok,ekonomi yok...Bu şartlarda o inançlı insanlar, özgürlüğe kavuşulması için canını feda eden insanlar belki yok. Şartlar bunu gerektirmiyor. Bugün elinden gelenden fazlasını yapacak, yüreğiyle oynayacak, sakatlanma pahasına topu almaktan başka bir şey düşünmeyen Cesuryürekler olacak sahada. Arda yok,Tuncay yok,Nihat yok,Emre yok,Servet yok....Ama Rüştü var,Mehmetler var,Gökhan var,Hamit var, Nöbetçi golcü Semih var... Eksiğimiz yok fazlamız var. 11 Çılgın Adam'ın ardında milyonlarca çılgın yürekli Türk var.
Skor ne olursa olsun son düdüğe kadar inancımızı,umudumuzu, sevgimizi,desteğimizi,dualarımızı bırakmayalım. Bizim nasıl bu galibiyete ihtiyacımız varsa, sahadaki aslanların da bu desteğe ihtiyacı var.
Mesajımı ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK'ün bir sözüyle sonlandırmak en uygunu sanırım.
''Ey Türk istikbalinin evladı! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.''
Türkiye - Almanya 3-1
25 Haziran 2008 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder